Özgürlüğün Anahtarı Olarak Boyun Eğme
Boyun eğme konusunda en büyük zorluk biz ailemizi tecavüzcü olarak algıladığımızda ya da gerçekten böyle bir tecavüz vuku bulmuş olduğunda ortaya çıkar. Fiziksel, duygusal ya da cinsel tecavüz vuku bulmuş olsa bile, bu yine de sahip olduğumuz yaşamın ve dolayısı ile kaderimizin değişmez bir biçimde ailemize bağlı ve onun sayesinde olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu bizim yaşamımızdır, başka bir yaşamımız yoktur ve bu anlamda annemiz bizim için tek annedir; aynı şekilde babamız bizim için tek babadır ve bu gerçeğe ne kadar direnirsek direnelim bu gerçek değişmez. Biz ebeveynlerimizin gerçekten tek ebeveynler olduklarını kabul edebildiğimizde, o zaman bizim için mükemmel ebeveynler olduklarını kabullenmeyi içeren içsel hareketi yapabiliriz. Peki, duygusal ya da fiziksel olarak orada olmayan ebeveyn nasıl olur da mükemmel ebeveyn olur? Nasıl olur da tecavüzkar bir ebeveyn mükemmel ebeveyn olabilir? Nasıl olur da ailesini terk etmiş olan bir ebeveyn bizim için mükemmel bir ebeveyn olabilir? Çok basit… çünkü biz ebeveynlerimiziz.Biz onların yeteneklerini ve becerilerini miras alırız, onların içsel bilgi ve deneyimlerini miras alırız. Tıpkı onların da bunları kendi ebeveynlerinden aldıkları gibi ve biz yaşamımızı onlara borçluyuz. Bu basit bir gerçektir.
Ebeveynlerimize boyun eğmek, yaşam armağanını bize aktarıldığı şekilde, hiç duraksamadan ve sorgulamadan, olduğu gibi tam olarak almak anlamına gelir. Böyle yaptığımızda, kalplerimizi yaşamın nimetlerini tam olarak alacak şekilde açarız. Bunu yapmadan önce, bizim olanı “almak” için çoğunlukla mücadele etmemiz gerekir ve yaşamın nimetleri olarak gördüğümüz şeyleri en nihayet elde ettiğimizde onlar genellikle bize boş gelirler ya da istediğimizi düşündüğümüz şeyi aslında istemediğimizi hissederiz. Biz eksik olduğumuzda hayatımızdaki hiçbir şey ne işimiz ne ilişkimiz bize tammış gibi gelir, hepsi birşeylerin eksik olduğu duygusunu taşır; eksik olan şey bizim anne ve babalarımızın yaşamla kutsanmış çocukları olmamızdır.
Ebeveynlerimize boyun eğmek, yaşam armağanını bize aktarıldığı şekilde, hiç duraksamadan ve sorgulamadan, olduğu gibi tam olarak almak anlamına gelir. Böyle yaptığımızda, kalplerimizi yaşamın nimetlerini tam olarak alacak şekilde açarız. Bunu yapmadan önce, bizim olanı “almak” için çoğunlukla mücadele etmemiz gerekir ve yaşamın nimetleri olarak gördüğümüz şeyleri en nihayet elde ettiğimizde onlar genellikle bize boş gelirler ya da istediğimizi düşündüğümüz şeyi aslında istemediğimizi hissederiz. Biz eksik olduğumuzda hayatımızdaki hiçbir şey ne işimiz ne ilişkimiz bize tammış gibi gelir, hepsi birşeylerin eksik olduğu duygusunu taşır; eksik olan şey bizim anne ve babalarımızın yaşamla kutsanmış çocukları olmamızdır.
Kısa bir süre durup aşağıdaki meditasyonu uygulayın. O size ebeveynleriniz vasıtası ile tüm sevginin ve yaşamın kaynağı ile aranızdaki derin bağlantıyı hissetmenizi, onunla dolmanızı ve onun karşısında huşu duymanızı sağlayacaktır. Biz ebeveynlerimizi reddettiğimizde ya da kendimizi onlardan bir biçimde üstün gördüğümüzde, gerçekte bize verilmiş olan yaşama “hayır” diyor, kadere ve işlerin düzenine meydan okuyor, böylece kendimizi yaratıcı yaşam gücünden koparıyor oluyoruz.
MEDİTASYON
Ebeveynlerinizin arkanızda durduklarını, babanızın sağ omzunuzun arkasında, annenizin ise sol omzunuzun arkasında durduğunu hayal edin. Onların ebeveynlerini de onların arkasına aynı şekilde yerleştirin. Büyük- büyük ebeveynlerinizi de onların arkasına yerleştirin, buna hakkında bilgi sahibi olduğunuz başka kuşakları da ekleyin. Siz zamanın sislerine doğru bir yelpaze gibi yayılan yassı bir üçgenin sivri bir ucuymuşsunuz gibi arkanızda sıra sıra uzanan aile kuşaklarını görmeye devam edin.
Bu büyük kalabalığın giderek genişlemesine devam edin. Hayalinizde ona ard arda kuşaklar ekleyin ta ki tüm yaşamın başlangıcını, kaynağını, o ilk kıvılcımı görene dek. Bu hala bir gizemdir, ama siz onu Tanrı ya da sadece “Kaynak” olarak da isimlendirmek isteyebilirsiniz.
Bu büyük kalabalığın giderek genişlemesine devam edin. Hayalinizde ona ard arda kuşaklar ekleyin ta ki tüm yaşamın başlangıcını, kaynağını, o ilk kıvılcımı görene dek. Bu hala bir gizemdir, ama siz onu Tanrı ya da sadece “Kaynak” olarak da isimlendirmek isteyebilirsiniz.
Bir an durup her biri yaşam armağanını bir sonraki kuşağa aktarmış olan bu geniş atalar kalabalığından gelen desteğin gücünü hissedin. Şimdi ebeveynlerinizle yüz yüze gelmek için 180 derece döndüğünüzü hayal edin. Onların omuzları üzerinden bu geniş kalabalığa bakın ve hayalinizde geriye gidebildiğiniz kadar giderek her bir kuşağı gözden geçirin, onların deneyim zenginliklerini hissetmenize izin verin. Her bir kuşak zorluklara dayanmış, zaferler yaratmış ve bir sonraki kuşak için gelecekteki gelişmin temellerini atmıştır. Tüm bu ataların zaman geçtikçe zihnen, kalben ve ruhen geliştiklerini , her bir kuşağın bir sonraki kuşak için yeni var oluş, yapış ve düşünüş biçimlerine kapılar açmış olduklarını düşünün. Şimdi ebeveynlerinize bakın ve tüm bu tekamülün , bilgeliğin ve öğrenimin size karşınızda duran bu çok özel iki kişi tarafından bir yaşam armağanı olarak verilmiş olduğunu idrak edin.
Şimdi içsel olarak yaşam için minnettarlık duyarakebeveynlerinizin ve atalarınızın önünde saygıyla eğilin.
Bu meditasyonu istediğiniz kadar sık yapabilirsiniz.
John L . Payne
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder