27 Eylül 2012 Perşembe

Şebnem Ferah'ın 'Hayatı Sıfırlamak' şarkısını dinliyorum. Ne zaman dinlesem  geçen 10 yılıma  hayıflanırım. İstediğim gibi şekillendiremedim kendi hayatımı. Kendi yanlızlığımda bocalayıp durdum.İnsanın canını acıtan şey yapmak istediklerini bilip yapamamaktır. Hayatın içine dalmak isteyip sığ su birikintisinde kalmak ya da yaydan fırlayıp  gökyüzüne süzüldüğünü düşünürken bir hedef tahtasına saplanmak...Yıllar bana hesap sordukça  sabahın ışığından akşamın karanlığında kayboldum. Artık ne düşler süslüyor gecelerimi ne de düşüncelerim alıyor gündüzlerimi. Beni ben yapanın ne olduğunu bilmeden sadece yapmam gerekenleri yapmak yeterli mi bu dünyada yada sadece kendin olmak için  vereceğin ödünler doğrun mu olmalı. Peki bu kadar kolay mıdır? kağıdı keser gibi hayatına destur çekmek...

 

13 Eylül 2012 Perşembe

anıyasamak: İstanbul'un keşmekeşliğinden uzaklaşıp,bambaşka bi...

anıyasamak: İstanbul'un keşmekeşliğinden uzaklaşıp,bambaşka bi...: İstanbul'un keşmekeşliğinden uzaklaşıp,bambaşka bir güne uyanmak...Bol oksijen, renk renk çiçekler ve masmavi bir deniz...İstanbul'a yakın o...

6 Eylül 2012 Perşembe

İstanbul'un keşmekeşliğinden uzaklaşıp,bambaşka bir güne uyanmak...Bol oksijen, renk renk çiçekler ve masmavi bir deniz...İstanbul'a yakın olup da bu kadar güzelliği bir arada bulabilmek inanılmaz.Ada turuna Heybeliada'dan başlıyorum.İki yıl aradan sonra tekrar buralarda olmak güzel.Bütün adalar içinde en çok heybeliada etkiler beni.İskeleden iner inmez karşımıza çıkan cafeler,çay bahçeleri ve faytonlar büyülü bir atmosfer oluşturuyor.Çardaklar ve sundurmalar altında içilen çayın keyfi de bambaşka. Adayı önemli kılan çok şey var. O güzelim evlerin  içinden bir çırpıda Aya Triada manastırına uluşmak tarihle bugünü yaşamak karmaşık duygular uyandırıyor bende.
Hemen iskelenin yanında Aya Nikola Kilisesi var.Kilisede dua ettikten sonra dileklerim için bir mum yakıyorum. Heybeliada'yı  kısa süreliğine terk edip Büyükada'ya geçiyorum.Çok uzun bir süre Bizanslıların elinde bulunan ada bütün ihtişamıyla bütün duyularıma hitap ediyor.Bakımlı ve gösterişli köşkleri,sokakları beni ne kadar büyülediyse Sultanahmet Köfteci'sinin tabelasını görmek de o kadar üzdü.Aya Yorgi,Aya Dimitri Kilisesi,Ermeni Katolik Kilise'si, Musevi sinagogu ve daha bir çok tarihi yapısıyla Büyükada uzun yıllar insanlığı etkisi altına alacak görünüyor.Adalar birbirine yakın olunca Burgazada'ya geçmemek olmaz tabi. Diğer adalara göre daha elit geliyor bana. Adaya yaklaştıkça  iyi korunmuş kalesi göze çarpıyor. Kale yaz dönemi boyunca her gün 10.00- 19.00 saatleri arasında ziyarete açık.Bilet almayı unutmayın tabi.Alabey Camii,Köprülü Mehmet paşa Camii,Namazgah çeşmesi,Meryem Ana Kilise'si  görülmesi gereken yerler.Çay bahçesinde yanımzdaki masada oturan  iki bayan Kınalıada feribotunu soruyor garsona.Birazdan gelir tiyosunu alınca feribota yetişip Kınalıada'nın yolunu tutuyorum.
Kınalıada, toprağının renginden alıyormuş  adını.(Ben bambaşka bir şey düşünmüştüm.)Bütün adalarda gördüğümüz faytonlar burda yok.Kısacası her yere  yürüyerek gitmeniz gerekiyor.Diğer adalara göre plajı daha gösterişli.Bu güzelim adayı malesef gezemiyorum.sadece bir iki güzel sokağını görüp,göze hitap eden evlerini de  kalbimde taşıyarak tekrar Heybeliada'ya dönüyorum.Bütün adalar için söyleyebileceğim olumsuz tek bir şey var; oda plajları.Çakıl taşları denizi keyifsiz kılıyor.Denize girmek  için bota binip Sedef Ada'sına gitmek en mantıklısı.Bu iki günün eksisi ne derseniz verdiğim iki kiloyu almak derim.Bu yüzden bağırmak istiyorum.Aaaaaaaaaaaaaaa...