7 Temmuz 2012 Cumartesi

Yıllar yılıdır bedenimde,ruhumda tanimlayamadığım yükler hissederim.(Hala da üzerinde çalışıyorum.)Bu yüklerden kurtulmak istesem de bunu bir türlü başaramazdım.Ben çırpındıkça hayat bağlarım daha da zayıflar isteklerimden daha da uzaklaşırdım.Birgün hiçbir neden olmadan kendimi büyük bir kitapçıda buldum.Bulmakla kalmadım eve bilinçsizce bir sürü de kitap getirdim.Bu benim hayatımda tanimlayamadığım gerçek bir kesittir.Sabahlara kadar aldığım kitapları okudum.Yıllarca neden dediğim birçok sorunun cevabını bu  kitaplarda buldum.Neden hayatta bu kadar keskin virajları almak zorundaydım.Neden istediğim gibi işler bulamıyordum.Okudukça bu soruların cevaplarını birbir almaya başladım .Eğer siz şuan bu satırları okuyorsanız demek ki  bir arayış içindesiniz ve Sizinde içinden çıkamadığınız sorunlarınız var.Şimdi size süslü cümleler kurmadan öncelikle şunu söyliyeceğim.Hayatımızdaki bütün kaosun sebebi çocukluk dönemine ait tamamlanmamış duygusal yüklerimiz sevgili arkadaslar.Bunu çözmeden bu yüklerden kurtulmadan sorunlarımızdan kurtulamayız.Bunun üzerine birde karmalarımızı,atalarımızın bizim üzerimizde yarattığı ağırlık ve yükleri de eklenince hayatla mücadele etmek zorlaşıyor.
Eğer bu duygusal yüklerimizi teşhis edebilirsek,bize rahatsızlık veren inanç sistemlerini kırabilirsek ve bu yükleri iade etme yöntemlerini keşfedebilirsek,hayatla mücadelemiz çok kolaylaşacak.bu yazımızın en önemli ayağı EGO olacak.Eğer bu EGO'yu iyi anlarsak çözümün önemli ayaklarından birini halletmiş oluruz.
Herkesin dilinde olan EGO Freud'a göre kişiliğin dış, gerçekliğe en yakın olan bölümüdür. O bireyin ruhsal aygıtının derinlere doğru inen bir takım katmanlardan meydana geldiği görüşündedir. Bu yüzden psikanaliz yöntemine "derinlikler psikolojisi" adını vermiştir. 
Freud'un öne sürdüğü ruhsal aygıtın yapı­sal hipotezinde bu katmanları aşağıdan yukarıya doğru, alt-benlik, benlik (EGO) ve üst—benlik (süper-EGO) olmak üzere üçe ayırır. Bu katmanların en derini  alt-benlikdir Alt-benlik, İnsanın doğuştan getirdiği ve kalıtımla geçen bütün içgüdüleridir.Burada  alt-benlik'in işleyişi kural tanımaz.Yer ve zamanın uygun olup olmadığına bakmaksızın hemen doyurulmak ister. Çocukluğun başlangıç yıllarında çocuğun yaşantısı alt-benlik'in çalışmasına göre belirlenir.Çocuğun, İsteklerinin karşılanmamasına karşı tahammülü yoktur. Bekleyemez, bir an önce açlığının ve susuzluğunun giderilmesini ister. Fakat büyüyüp, yetişkin biri olduğunda, her istediğinin karşılanmadığı­nı, ebeveynlerinin yapmak istediği her şeyi onaylamadıklarını anlamaya başlar.Çocuk, önceleri güdüleriyle çevredeki durumlara iyi ya da kötü değerler verirken bir de başkalarının değer sistemi çıkmıştır ortaya. 
Bir biçimde kendi istekleriyle ebeveynlerin değerleri arasında bir orta yol bulmak zorundadır. Yoksa ebeveynler tarafından kızıp azarlanacaktır. Üstelik ebeveynlerin gösterdikleri sevgi de kayıtsız şartsız bir sevgi değildir artık. Sevgiyi hak edebilmesi için onun da belli kurallara uyması kendi isteklerinden tavizler vermesi gerekmektedir.İşte çocukluğun başlangıcındaki ilk iki yıldan sonra isteklerinin önünde engel olan bu ebeveynlerin temsil ettiği karşı değerler sistemi, bu yargılayıcı katman da  üst-benlik'tir.Bu değerler sistemi (ÜST BENLİK), gelişme ve olgunlaşmanın devam ettiği sonraki yıllarda aileden başka, okul, toplumun gelenek ve görenekleri çıkacaktır bireyin karşısına.
NUR TOPU GİBİ EGO...
Bu durumda alt-benlik'in istekleri ile üst-benlik'in engelleme ve yargılamaları arasında sıkışıp
kalan aygıt bu durumdan kurtulmak için yeni bir şey yaratmalıdır. Benlik'in temel İşlevi uyum sağlamaktır. İşlevini yerine getirebilmesi için alt-benlikteki iç­güdülerin taleplerini aglılamali, ona göre dışardaki gerçekliği değerlendirebilmeli, bu ikisi arasında bir sentez yaparak bireyi meydana gelebilecek olumsuz sonuçların etkisine maruz bırakmayacak bir davranış şekli seçmelidir. Dışardaki gerçek hayat şartlarının engellemelerine karşı dayanma gücü arttırılmalıdır.
Alt-benlik  bir kısım dış dünyadaki gerçekliğin etkisi altında giderek farklılaşır, alt-benlik''in kuralsız ve kargaşa dolu yapısından arınarak gerçeklikle istekler arasında arabuluculuk rolünü üstlenir. İşte bu noktada nur topu gibi BENLİK yani EGO gelişir.Kısaca kendine savunma mekanizması geliştirir.
Böylece kendini güvende hisseder. İşte Freud benlik kavramını böyle açıklıyor.Şimdi olayı daha anlaşılır bir hale getirelim.
EGO kısaca çocukluğumuzun anılarını taşıyan, 0-11 yaşına kadar ailemizden etrafımızdan bize MİRAS  kalan duygu ve düşüncelerdir.Yani bize ait olmayan birçok inanç...Bu inançlarla başa çıkabilmek, kendimizi koruyabilmek ya da kabul görmek  için  bir çok  savunma mekanizmaları geliştiriyoruz.Hayatımız da olumsuz giden bir çok olayın sebebi  çocukluğumuzda geliştirdiğimiz bu  inançlardır.İşte bu çocukluğumuzda geliştirdiğimiz mekanizma ömür boyu bizi esir alır.Sen bir karar almak istediğinde  EGO hemen devreye giriyor ve seni ikna etmeye çalışıyor.Mesala işinden ayrılıp başka bir işe girmek istiyorsun EGO hemen sana iyimisin sen işinden sakın ayrılma,sen bu işi beceremezsin, neyle karşılaşacağını bilmiyorsun gibi bir sürü olumsuz cümle sıralar.Sende bunlara inanıp yerinden kıpırdamassın. Kısacası EGO seni sürekli ikna etmeye çalışır ve de başarılı da olur. Artık büyüdük, herşey değişti.Ne yaşarsak yaşayalım  herşey geride kaldı.İşte içimizdeki bu masun çocuga bunu anlatmamız lazım.EGO dediğim şey kısaca bizim küçüklüğümüz,çocukluğumuzdaki korkularımız,endişelerimiz,kendimizi koruma mekanizmamız.Gelin artık içimizdeki bu masum yavruya artık herşeyin değiştiğini anlatalım.Ona tüm sevgimizi verelim.
Peki içimizdeki bu küçük benle nasil bir konuşma yapsak da bizi anlasa..Aslında zor değil yeter ki istekli Olun. 
İçinizdeki bu küçük yavrunun elini tutup onunla arkadaş olursanız o da size olumlu yönde yanıt verecektir."Küçük Ben"(EGO) yıllar önce yaşadıklarından dolayı korkmakta sizin  kendinizi değiştirdiğinizde  kendisine zarar geleceğini düşünmekte.İçinizdeki  çocuğa  anlayişli olursaniz o da size tüm içtenliği ile cevap verecektir. Size tavsiyem rahat bir yere uzanın, gözlerinizi kapatın ve onu yani küçük çocuğu kucağınıza alın. "Küçük Ben'e seni seviyorum,sen benim büyümeyen içimdeki çocuksun.senin saflığını sevincini yargılamış  olabilirim.Senden özür diliyorum.Tekrar seninle barışmak istiyorum.Seni mutlu etmek için elimden geleni yapacağım.Ben artık büyüdüm,bize kimse zarar veremez,seni seviyorum,güvendesin artık.Şimdi seni sevgiyle kucaklıyorum.Sen benim yaşam kaynağımsın  dedikten sonra elini tutun (Bunu imgelerin lütfen)ve ona sarılın.
Bunu  21 gün yapın.Göreceksiniz ki artık EGO'nuz sizinle beraber hareket ediyor.Artık size karşı değil tam aksi sizi destekleyen olarak yanınızda olacak.Bir karar almak istediğinizde ona bundan bahsedin bu kararımla hayatımız daha iyi olacak,daha iyi para kazanacağım ya da daha mutlu olacağız gibi ona herşeyi anlatın.Artık küçük benle barıştınız,ona nasıl davranmanız gerektiğini biliyorsunuz gerisi size kalmış sevgili arkadaşlar.Bundan sonraki adım kendinizi sevmeniz,kendinizin değerini bilmeniz.Güzel şeyleri hak ettiğinizi bilmeniz.Kısacası kendinizle barışın ve hayatınızın sorumluluğunu alın lütfen.Kimseyi suçlamayın.Yaşadığınız her şey sizin tercihleriniz.Geçmişte bir yerde siz bunları çektiniz.Geleceginizin iyi olmasını istiyorsanız düşüncelerinizi olumlu yönde değiştirin ve kendinizle her zaman barışık olun.Değişime önce kendinizden başlayın.Siz kendinize deger verdikçe,saygı duydukca etrafınızda size saygı duyup değer verecek.Benim önemsediğim diğer bir konu da  her canlıya iyi davranmak. Hayvanlar ve bitkiler olmasa insanoğlu hiçbir şey Doğanın bu muhteşem yaratıklarına gereken özeni gösterelim.Benden bize geçtiğimiz zaman sizde göreceksiniz ki yaşantınız,yaşadıklarınız değişmeye başliyacak. Bu blogun açılma sebebi ruhumuza yolculuk sevgili  arkadaşlar.Sizi sıkmadan  küçük dokunuşlarla  farkındalığımızı artırma niyetindeyim. Bu kapiyi  EGO ile araladik.Sevgiyle kalın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder